Youtube

Sabahattin Ali’nin Atatürk’e Hakaret Ettiği Şiir | Sabahattin Ali’yi Derin Devlet Mi Vurdu?

Ekim 3, 2019

Sabahattin Ali
Türk Edebiyatı içerisinde hem eserleri ile hem de yaşantısı ile önemli bir yere sahip olduğuna inanıyorum.
Hayatının bir döneminde Atsız ile olan ilişkisi ve yine Atatürk’e ve İsmet Paşa’ya hakaret eden şiir yazmış olmasıyla beraber aldığı hapis cezası ve en nihayetinde yeniden Atatürk’e övgüler yağdırdığı bir şiir kaleme alması.

Ve ve ve bütün bunların geldiği nokta.
Başına sopayla defalarca vurularak sınırda firar etmeyi isterken öldürülmesi.

Bu karmaşık ve enteresan hikayeyi ve en sonunda ortaya atılan teorileri anlatmaya çalıştım.

 

Video belirttiği şiirler:

1-Sabahattin Ali’nin Atatürk’e hakaret ettiği şiir

Ey anavatandan ayrılmayanlar
Bulanık dereler durulmuş mudur?
Dinmiş mi olukla akan o kanlar?
Büyük hedeflere varılmış mıdır?

Asarlar mı hâlâ Hakk’a tapanı?
Mebus yaparlar mı her şaklabanı?
Köylünün elinde var mı sabanı?
Sıska öküzleri dirilmiş midir?

Cümlesi belî der enelhak dese,
Hâlâ taparlar mı koca terese?
İsmet girmedi mi hâlâ kodese?
Kel ali’nin boynu vurulmuş mudur?

 

2-Sabahattin Ali’nin Atatürk ile ilgili daha sonra yazdığı şiir

Bir kalemin ucundan hislerimiz akınca
Bir ince yol onları sıkıyor, daraltıyor;
Beni anlayamazsan gözlerime bakınca
Göğsümü parçala bak kalbim nasıl atıyor.

Daha pek doymamışken yaşamanın tadına
Gönül bağlanmaz oldu ne kıza, ne kadına…
Gönlüm yüz sürmek ister yalnız senin katına.
Senden başka her şeyi bir mangıra satıyor.

Sensin, kalbim değildir, böyle göğsüme vuran,
Sensin “Ülkü” adıyla beynimde dimdik duran.
Sensin çeyrek asırlık günlerimi dolduran;
Seni çıkarsam, ömrüm başlamadan bitiyor.

Hem bunları ne çıkar anlatsam bir dizeye?
Hisler kambur oluyor dökülünce yazıya.
Kısacası gönlümü verdim Ulu Gazi’ye.
Göğsümde şimdi yalnız onun aşkı yatıyor.

 

Twitter

İnstagram

Öne Çıkanlar, Şiir

âfitâb-Hüsameddin Bayraklı

Eylül 18, 2019
Kan kokan terli uykulardan uyandım
Sormadım sana hiç beni buraya neden yolladın
Sağ elimdeki bıçağı aldın göğsüme sapladın
Ama sormadım sana hiç beni neden acıyla yarattın
Üstümdeki bu gömlek yaşamakla yıprandı
Bu kavga bu yitirilmiş sözler bu kelimeler ki nadan
Ama sormadım sana hiç nedir bu kelimeleri anlamlı kılan
Sorular bana bir hikaye verir
Ama hikayet etmek şikayet etmektir
Senin kelam sofranda bağdaş kurmak yalnızca şiirin hüneridir

Okumaya devam et…

Öne Çıkanlar, Şiir

Sarmakla Değil Sarılmakla Kapanan Yara (Tasma)-Hüsameddin Bayraklı

Eylül 18, 2019
Sarmakla değil bakmakla kapanan bir yara
Ne yerde var hüzün ne de göğe akmakta
Bu bahsi geçen hikaye hala yaşanmakta
Aranızdan geçiyor bak omuzlarına dokunmakta
O ince bir sesin titremesine benzeyen kalbi
Dokundu parmaklarıma tuttu ellerimi
Göğsüme kuş gönlü inmiş
Belli, baharın habercisi
Şarabı neyleyim
Saçlarından esen rüzgar, yüzüme değdi

Okumaya devam et…

Öne Çıkanlar, Şiir

Elleme Şeyhim-Hüsameddin Bayraklı

Eylül 18, 2019
Nasıl bir yangından çıkardın beni ki
Her yerim dipdiri
Ben böyle ölmeyi bilmezdim
Bismillah de bir kez daha dirileyim
Bu şeytanın becerebileceği iş değil
Aşığın suyuna âlimler bile dokunamaz
Önlüğünü çıkar artık, bu hesap seni de aşar usta
Suyun yürüdüğü yolda biz ateşe bulanalım
Kaderden kaçmakla kurtulanı duymadım ben
Bu şehirden kıyamet kopmadan çıkmayacağız
Gecenin altını üstüne katalım ölmekten vazgeçmeyeceğiz
Uyumasın yağmurlar onların da evini yakalım
Sızını oturalım bu şehrin bir ömür kalkmayalım

Okumaya devam et…

Öne Çıkanlar, Şiir

O Bana Geri Gelirse-Hüsameddin Bayraklı

Eylül 18, 2019
O bana geri gelirse beni istemiyor demektir
Çünkü bana geri gelirse hatıralarımı alt üst eder
Bende kaldığı günü alıp
Yerine yine zor günler yine acı günler bırakır
Oysa ben onu güzel hatırlamak istiyorum
Kendimle konuştuğumu zannediyorlar,
Oysa ben içimi yine ona döküyorum
Beni duymasa da işitir
Bana bakmasa da beni görür
Beni bilmese de bana hep dua eder

Okumaya devam et…

Öne Çıkanlar, Şiir

Çık Gel-Hüsameddin Bayraklı

Eylül 18, 2019
çık gel hüsameddin

kırıldı sazı âşıkların
gırtlağına bülbül sığınmışlar terk etti meydanı
bir köprünün batıya açılan kanadında
kavminden kopmuş bir ben kaldım
ayağı takunyalı güzellerin önüne serildim
gözüme gözü değenleri mest ettim dilimle
bir ölüye ruh üfürmem kaldı
bildim, had günahsızlığa soyunmak değil
marifet derdi giyinmekmiş
sen benim ipek yolum
sen hint tacirlerin imrendiği gömleğim
çık gel, kışı bekletme Okumaya devam et…